Sex Shop



Milli Olmak

Türk erkeklerinin milli olmak veya rüştünü ispat etmek için genellikle ilk cinsel ilişkilerini genelevlerde yaşadığına dikkat çeken CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Cinsel terapistler olarak tavsiye etmesek de ilk cinsel ilişkilerin genelevlerde yaşanması sık rastlanan bir durumdur. Çünkü erkekler arasında milli olmak ve rüştünü ispat etmek gibi erkekliğin sözde sınandığı durumlar yaşanır. Zevk almayı hedefleyen, kendini güçlü görmek isteyen ve kontrolün kendinde olduğunu sanan erkekler; duygusal bir ilişkileri olsa bile çoğu zaman hemcinsleri arasındaki bu psikolojik oyunu oynamaya mecbur kalabilirler. Ancak hiçbir mahremiyet koşulunun bulunmadığı genelevlerde aceleyle tamamlanan cinsel birleşme deneyimleri; erkekleri, erken boşalmaya programlayabilir ve sertleşme problemlerine yol açabilir” dedi.  penisbuyutucu.com penis büyütücü hap


Testosteronu az olan erkeğin depresyonu çok oluyor

Kanında testosteron hormonu az olan erkeklerin depresyona girme olasılığı, normal düzeyde testosteron salgılayanlara oranla üç kat fazla.
İSTANBUL - Batı Avustralya Üniversitesi’nde 70 yaş üzerinde 4 bin erkeğin katılımıyla yapılan araştırmada testosteron azlığının depresyon nedeni olduğu bir kez daha kanıtlandı. Araştırmaya göre, kanında düşük miktarda testosteron bulunan erkeklerde depresyon görülme ihtimali 3 kat daha fazla
Araştırmayı hazırlayan bilim adamları, testosteronun, bazı önemli beyin kimyasallarını etkilediğini, bu nedenle de düşük mitarda testosteronun depresyona yol açabileceğini düşünüyor.

Endokrinoloji uzmanı Doç. Dr. Selçuk Can da testosteron eksikliğinin ruh hali üzerinde direkt etkili olduğunu söylüyor:

“Erkeklik hormonu testosteron erkeklerde yüksek miktarlarda, kadınlarda ise düşük miktarlarda salgılanır. Tam tersi olarak erkeklerde de kadınlık hormonu östrojen çok düşük düzeylerde salgılanır. Bu normalde görülen düşük salgılanma düzeylerinde bir hastalık neticesinde artma gerçekleşirse ortaya hormon dengesizlikleri çıkar. Seks hormonlarının yüzde 80’i yumurtalıklardan, yüzde 20’si ise böbrek üstü bezlerinden salgılanır. Bu hormonlar bireyin penis veya vaginasının görüntü, renk ve büyüklüğü gibi cinsel organların şeklini, meme gelişimi gibi ikincil seks karakterlerini; boy büyümesi, vücutta yağ miktarı ve yağın kalçalara dağılıp dağılmaması gibi cinsellik dışı etkileri gerçekleştirirler. Cinsel organların dış görünüşü yanında testosteron ve östrojenler daha biz dünyaya gelmeden anne karnında beyin üzerine çalışarak iz bırakırlar, böylece bebek ve çocukların ileri yaşamlarında cinsel kimliklerinin gelişmesinde rol oynarlar. Cinsel kimlik erkek çocuğunun daha bebek ve çocukken kendisini erkek olarak tanımlayıp, erkek oyuncakları ile oynaması, erkek arkadaşları tercih etmesi, kız çocuklarından farklı olduğunu bilmesidir. Kız çocukları da östrojenin anne karnında ve erken çocukluk döneminde yaptığı etkiyle kendilerinin kız olduklarını çocukluktan itibaren bilmektedirler. Testosteron veya östrojende yani seks hormonlarında gerek doğuştan gelebilecek, gerekse sonradan oluşabilecek bir problem bireyin ileri hayatını yönlendirerek, karşı cinsle ilişkilerini çıkmaza sokar. Kişinin kendisini hiç yaşamak istemediği duyguların içinde bulmasına yol açar. Testosteron ve östrojende bir sorun varsa bundan beyin, yani içinde bulunduğunuz ruh hali ve zekanız direkt olarak etkilenir.”
tasarlayan penisbuyutucu.com


Kilo erkeği daha çabuk öldürüyor

Obezite kadınlarda daha yaygın ancak obezite sonucu ortaya çıkan hastalıklar ve ölüm oranlarına bakıldığında erkeklerde durum çok daha vahim..İSTANBUL - Araştırmalar, obezitenin kadınlarda daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Ancak aşırı kilo nedeniyle ölüm oranları erkeklerde daha fazla. Kilo fazlalığı ve obezite giderek artan oranlarda görülen bir toplum sağlığı sorunu. Obezite, tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol ve bunlara bağlı olarak gelişen kalp damar hastalıkları, kalp krizi gibi hastalıklara neden oluyor.

Bir kişinin obez olup olmaması karın bölgesinde, iç organları saran yağlanmanın en basit şekilde değerlendirilmesi bel çevresinin ölçülmesi ile mümkün. Erkeklerde 102 cm. üzeri, kadınlarda ise 88 cm üzeri yüksek risk grubu olarak kabul ediliyor. Bir diğer ölçüm şekli de bel - kalça çevresi oranının alınması. Bu oran 0,85 üzerine çıktıkça riskin arttığı görülüyor.

KADIN İLE ERKEK ARASINDAKİ FARKLAR:
Toplum geneline bakıldığında kilo fazlalığı ve obezite kadınlarda daha yaygın. Oysa ki obezitenin doğurduğu kronik hastalıklar ve bunun sonucu gelişen kalp-damar hastalıkları ve ona bağlı ölümlere bakıldığında erkeklerde durumun daha kötü. Yağ dokusunun (adipoz dokusu) dağılımı bir kadın ile erkek arasındaki, ilk bakışta görülebilen en önemli farklardan biridir. Erkekler kilo aldıklarında yağlanma göbek tarafında olma eğiliminde iken, bu kadınlarda daha çok kalça, kol ve bacaklarda olur. Bu farka sebep olan şey ise Östrojen (kadınlık hormonu)’dur.

Östrojen eksikliği durumu olarak da tanımlanabilecek menopoz dönemiyle beraber, yağ dağılımındaki fark da ortadan kalkar. Kadınlarda da göbek etrafında yağlanmanın olduğu ve kol ve bacakların nispeten inceldiği görülür. Aynı şekilde menopoz dönemi kadınlar ile aynı yaş grubundaki erkekler arasında kalp-damar hastalıkları görülme sıklığı ve ona bağlı ölümlerin de eşitlenmeye başladığı görülür.

VKV Amerikan Hastanesi Endokrinoloji Diyabet ve Metabolizma Uzmanı Dr. Tahir Haytoğlu, obeziteye karşı koymak için yapılması gerekenleri söyle ifade ediyor:
“İlaç tedavisinden çok, elbette doğru beslenme ve sağlıklı bir yaşam tarzının erken yaşlarda benimsenmesi gerekir. Bu amaçla daha çocuk yaşta hareket etmek, egzersiz yapmak özendirilmeli, televizyon başında, bilgisayar başında çok uzun süre harcanmasından kaçınılmalı. Televizyon seyrederken yemek yeme, bir şeyler atıştırma gibi alışkanlıklar terk edilmeli, çocuklara bu alışkanlık hiç kazandırılmamalıdır. Beslenme konusunda temel prensipler olarak öğün atlanmaması ve yiyecek gruplarının bilinerek her grupta “sağlıklı” olanların “daha az sağlıklı” olanlara tercih edilmesi gerekir. Kilo kontrolü, kişinin kilo alırken önlem almaya başlaması 20-30 kilo aldıktan sonra vermeye çalışmasından çok daha kolay bir yoldur. Kilo kontrolü için kişinin kendisini düzenli olarak tartması ve kendini kontrol etmesi gerekir. Beslenme alışkanlıklarında radikal değişimler içeren hızlı zayıflama diyetlerinden kaçınmak gerekir. Daha çok kalıcı yönde porsiyon kontrolü ve gereksiz kalorilerin kısıtlanma, besin değeri düşük ancak kalori değeri yüksek yiyeceklerin kısıtlanması daha etkili ve kalıcı bir önlem olacaktır.”
duzenleyen penisbuyutucu.com


Bekarlarda bunama riski daha fazla oluyor

Bekarlarda bunama riskinin daha fazla olduğu belirlendi. Evli olmanın ya da birlikte yaşamanın bunama riskini yarı yarıya azalttığı, geç yaşlarda boşanmış, ancak bir daha evlenmemişlerde bunama riskinin 3 kat fazla olduğu belirledi.ANKARA - Karolinska Entstitüsü tarafından 1449 kişi arasında yapılan araştırma, evli olmanın ya da birlikte yaşamanın bunama riskini yarı yarıya azalttığı saptandı.

Bilim adamları, araştırmaya katılan kişilerin orta yaşlarındayken bir eşle birlikte yaşayıp yaşamadığını tespit ettikten sonra, aradan geçen zamanda bu kişilerde bunama olup olmadığına baktı. Geçen 21 yılın ardından, araştırmaya katılanların 139’unun kısmi idrak güçlükleri çektiği, bunlardan 48’inde Alzheimer olduğu görüldü.

Araştırmacılar, geç yaşlarda boşanmış, ancak bir daha evlenmemişlerde bunama riskinin 3 kat, çok genç yaşta boşanmış ve bir daha evlenmemiş olanlarda ise 6 kat fazla olduğu belirledi.

Araştırma başkanı Dr. Krister Hakansson, araştırmanın bir eşle yaşamanın yararlarını gösterdiğini söyledi.
penis büyütücü sex shop penis büyütme geciktirici hepsi burda www.penisbuyutucu.com tikla


Turk Gençlerin cinsel bilgisizliği utandırıyor

Başbakan en az üç cocuk istiyor ama, 10 gençten 6’sı bebeğin geliştiği organın adını (rahim) dahi bilmiyor. “Türkiye Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırması”na göre 4 kadından 1’i de üreme organın adını bilmiyor.
İSTANBUL - BM Nüfus Fonu ve Nüfusbilim Derneği’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği, Türkiye’de 15-24 yaş arası gençliğe ilişkin sonuçları ulusal düzeyde temsil eden ilk çalışma olan, “Türkiye’de Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırması”nın sonuçları, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de yapacağı bir konuşmayla bugün açıklandı.
“Türkiye’de Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırması”nın sonuçları, ilan edildi.

NTVMSNBC’ye açıklama yapan program koordinatörü Dr. Selen Örs, araştırmanın ulusal temsiliyet açısından Türkiye’de bir ilk olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin dörtbir yanında köy ve kentlerde 3.500 hanede yaşayan 15 -24 yaş grubundaki gençlerin, cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularındaki bilgi, tutum ve davranışlarını ölçmek üzere 2006 yılı sonunda yola çıkıldı.
Dünya Sağlık Örgütü, 10-24 yaş grubunu genç insanlar olarak sınıflandırıyor. Türkiye’de bu grubun büyüklüğü 15 milyonun üzerinde ve bu sayı bazı Avrupa ülkelerinin toplam nüfusundan daha fazla. Gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusunda ciddi bir bilgi eksikliği içinde olduğunu ortaya koyan araştırmada öne çıkan belli başlı sonuçlar şunlar:

4 KADINDAN 1’İ ÜREME ORGANLARININ ADLARINI BİLMİYOR
* 10 gençten sadece dördü bebeğin geliştiği organı (rahim) doğru olarak biliyor.
* Her dört kadından biri, kadın üreme organlarının isimlerini bilmiyor.
* Gebelik oluşma zamanına dair bilgisi olduğunu belirten her dört gençten sadece biri doğru bilgiye sahip.
* Her dört gençten biri tek bir cinsel ilişki ile gebelik oluşmayacağını düşünüyor.

İSTENEN ÇOCUK SAYISI 2.4
* On gençten dokuzu, bir ailenin sahip olacağı çocuk sayısına çiftlerin kendilerinin karar vermeleri gerektiğini belirtiyor.
* Gençlerin ideal olarak gördükleri ilk anne olma yaşı ortalama olarak 24,2 ilk baba olma yaşı ise 26,2.
* Gençlerin sahip olmak istedikleri çocuk sayısı ortalama 2.4.
* Her dört gençten üçü cinselliklerini nasıl yaşayacaklarına “kendilerinin karar vermeleri gerektiğini” belirtiyor.

EVLİLİK ÖNCESİ CİNSEL İLİŞKİ DENEYİMİNE TANIKLAR
* Gençlerin % 43’ü evlilik öncesi cinsel ilişki deneyimi yaşayan bir arkadaşı olduğunu belirtiyor. Bu oran kadınlarda % 35, erkeklerde % 51.
* Genç kadınların cinsellik konusunda kişi odaklı bilgi kaynaklarının başında kız arkadaş, anne ve kız kardeş geliyor. Erkeklerin kişi odaklı temel kaynakları ise “erkek arkadaş.” Basın, özellikle görsel basın, gençler arasında % 34 ile önemli bir bilgi kaynağı olarak gösteriliyor.
* Gençlerin yarısından fazlası gelecekte gebeliği önleyici bir yöntem kullanmayı planlıyor.
* Gençlerin % 90’ı “Kadın, erkeğin kondom kullanmasını isteme hakkına sahiptir” önermesine katılıyor.
* Genç kadınların % 83’ü ergenlik sırasında yaşadıkları değişimlerden dolayı endişe duyduklarını açıklıyor.
* Gençlerin yaklaşık üçte ikisi şimdiye kadar bir sevgilileri olduğunu ifade ediyor.
* Erkeklerin % 9’u askerlikte cinsel sağlık üreme sağlığına yönelik bilgi almış.
* Gençlerin yaklaşık % 97’si üreme ve cinsel sağlık hizmeti sunulmasını olumlu karşılıyor.

EN AZ BİLDİĞİMİZ ŞEY AIDS
15-24 yaş arası her on gençten yalnızca biri HIV/AIDS konusunda doğru bilgiye sahip.
HIV/AIDS’i duyan gençlerin yaklaşık üçte ikisi, HIV/AIDS ile yaşayan bir kişi ile aynı odada bulunmaktan rahatsız olacaklarını belirtiyor.
penis büyütücü hap sex shop bayan azdırıcı penis büyütme www.penisbuyutucu.com  burada hepsi


Cinsel mitler yeni evlilerinde hayatını karartıyor

Yanlış inanışlar yeni evli çiftlerin hayatını kabusa çevirebiliyor. Kadınlar en çok acı çekme korkusu yaşarken erkeklerde en çok karşılaşılan yanlış inanış ise her an cinselliğe hazır ve cinsellikte başarılı olma gerekliliği.İSTANBUL - Yeni evlenenlerin bilgisizlik ya da yanlış bilgilenme nedeniyle cinsel ve ruhsal problem yaşadıklarını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Bilgi eksikliği nedeniyle oluşan korkular ortadan kalkınca hem ruhsal sorunlar hem de çiftlerin arası düzeliyor” diyor.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Toplumda yaygın olarak doğruluğuna inanılan ama aslında doğru olmayan cinsel mitler nedeniyle sorun yaşayan çiftlerle çok fazla karşılaşıyoruz” diyerek şunları söylüyor:
“Cinsellik mahrem bir konu. Rahat rahat konuşulabilen bir konu değil. Bu yüzden de kulaktan dolma şeylerle evliliğe adım atınca sorun yaşamak da kaçınılmaz oluyor.”

Kadınlarda en çok “acı çekeceğim korkusu” olduğunu belirten Akbaş, “Çevresinden sürekli cinsellikte kadının çok acı çektiğini, çok kanama olacağını duyan kadın evlenince kendini kasıyor. Cinselliği rahat yaşayamıyor. O nedenle de vajinismus vakaları ile çok fazla karşılaşıyoruz. “Vajinismus”un altında çok büyük bir oranda bilgi eksikliği yatıyor. Daha ilk seansta bilgilendirmeyle kafasındaki korkuyu yok ettiğimiz dolayısıyla sorunu çözdüğümüz vakalar oluyor. Erkeklerde en çok karşılaştığımız yanlış inanışlar ise erkeğin her zaman cinselliğe hazır ve cinsellikte başarılı olması gerektiğidir. Bu da erkeğin başarısızlık korkusu yaşamasına neden oluyor. Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir şeklindeki cinsel mit de erkeklerin sıkıntı yaşamasına neden oluyor.”

HER ÇİFTİN NORMALİ FARKLI OLABİLİR
Cinsellikte normal kurallar olmadığının altını çizen Akbaş, hangi konularda çiftlere destek verdiklerini şöyle anlatıyor:
“Cinsellikte şu kadar sıklıkla ilişkiye girmelisiniz, normal olan kurallar şunlardır gibi önerilerimiz yok. Her çiftin bir ritüeli vardır. Yani kimi çift haftada bir kere ilişkiye girmekten hoşlanır, kimi ayda 3 kez… Her iki örnekteki çift için de bir sıkıntı yoksa biz buna çok az diyemeyiz. Eşlerden birinin sıkıntısı var diğerinin yoksa bunun için doktora geliyorlarsa ortak nokta bulmalarına yardımcı oluyoruz. Ancak eskiye oranla çiftlerin sorunlarında azalma var. Eskiden sorun kronikleştiği için çözmek de zor oluyordu. Çünkü cinsel sorun, ilişki sorununa dönüşüyordu. Yani eşlerini arası bozulmuş oluyordu. Sorun büyümeden geldiklerinde çok daha kolay oluyor. Cinsel sorunların çözümü için doğru bilgilendirme çok önemli. Özellikle anatomi konusunda bilgi akışının daha ilk öğretimde başlaması gerekir.”

Yanlış cinsel inanışlar
* Cinselliği erkek başlatır ve yönetir; bu erkeğin üzerinde çok ciddi baskı oluşturuyor. Başlatmalıyım kontrol etmeliyim, yönetmeliyim kaygısı yaşıyor.
* Erkek cinselliğe her zaman hazırdır.
* Erkek cinsel organının boyutu cinsellikte çok önemlidir.
* Cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahlaksızdır.
* Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalı ve yönetmelidir.
* Kadınlar ilk cinsel deneyimlerinde büyük bir kanama yaşarlar: Halbuki bugün biliyoruz ki bazı kızlık zarları elastiki ve hiç kanama olmayabiliyor, esnek olabiliyor. Bu da normal bir süreç.
* Cinsel ilişki, cinsel birleşme demek değildir. Yani cinsel ilişki penisin vajina ile ilişkisi değildir; her ilişkide mutlaka cinsel birleşme yaşanması gerekmez. Cinsellik yakınlaşmakla duygusal anlamda düşünsel anlamda paylaşmakla başlar.

Çiftlere Öneriler
* Çiftler ilk etapta endişelerini, korkularını ve cinsel beklentilerini paylaşmalılar. İletişim çok önemli.
* Çiftlerden herhangi birinin bir rahatsızlığı, sıkıntısı varsa yokmuş gibi davranmamalı. Örneğin “rol yapma” meselesini çok fazla dinliyoruz. Sakıncalı bir davranıştır.
* Cinsel sorunlar aile içinde çok fazla açıklanmamalı. En uygun yöntem bir uzmana danışmaktır.
sex shop geciktirici penis büyütücü hap hepsi burda www.penisbuyutucu.com


Şifaları gibi isimleri de dikkat çekiyor

Havacıva Otu”, “Abdestbozan Otu”, “Unutmabeni Çiçeği”, “Venüssaçı”, “Dulavrat Otu”, ve “Baldırı Kara”, mide rahatsızlıklarından, ishale, kabızlıktan, açık yaralara kadar pek çok hastalıkta yararlanılan bitkiler arasında yer alıyor.ANKARA - Yüzyıllardır hastalıklara şifa kaynağı olan bitkilerden bazıları, ilginç isimleriyle dikkati çekiyor.

“Bit Otu”, bit ve kene gibi parazitleri öldürmede, “Danabağırtan” hayvan hastalıkların tedavisinde kullanıldığı, “Deniz Kadayıfı” ise deniz kıyısında yetiştiği için bu isimlerle anılıyor.

“KADIN TUZLUĞU”, “YAHUDİ OTU”
Bazı ilginç isimli bitkiler ve özellikleri şöyle:
* Abdestbozan Otu:
Gülgillerden, siyah ve yeşil boya çıkartılan bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetreye ulaşır. Mide rahatsızlıklarında kullanılır.
* Acı Ağaç:
Sedefotugillerden, 2-3 metre boyundaki bitkinin, ince kabuklarının üzerinde sarı benekler bulunur, çiçekleri kırmızıdır. Sıcak ülkelerde yetişir. Mide, bağırsak, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenlemede yardımcıdır.
* Adam Otu:
Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Ağrı kesici ve yatıştırıcı etkileri bulunur.
* Ayı Üzümü:
Fundagillerden, küçük taneler halinde kırmızı renkli yemişleri bulunan ve tüylü bitki, 1-3 metre yüksekliğindedir. Çiçekleri pembe salkımlar halindeki Ayı Üzümünün, ishal kesici, idrar yollarını temizleyici etkileri vardır.
* Baldırı Kara:
Eğreltiotugillerden, nemli yerlerde yetişen bitkinin yaprakları at yelesini andırır. Grip ve soğuk algınlığında rahatlatıcı etki yaratır.
* Binbirdelik Otu:
Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen, uzun ömürlü, otsu bir bitkidir. 30-80 santimetre boyunda, gövdesi dört köşeli bitkinin, yaprakları sapsız, çiçekleri parlak sarı renktedir. İdrar ve balgam söktürdüğü, iştah açtığı bilinir.
* Bit Otu:
1-1.5 metre boyunda, tüylü bir meyvesi olan ve Mayıs-Haziran aylarında mavi-mor çiçekler açan bir bitkidir. Çok zehirli olduğundan dahilen kullanımı bugün terk edilmiştir. Önceleri tetanos, kuduz, sara gibi hastalıklarda yatıştırıcı olarak kullanılıyordu. Bugün bit, kene gibi vücut parazitlerini öldürmede kullanılır.
* Çavdar Mahmuzu:
Buğdaygillere ve özellikle çavdarların üzerinde asalak olarak yaşayan bir mantardır. Bitkiden kanamaları dindirmede yararlanılır.
* Çoban Çantası:
30-40 santimetre boyunda, Mart ve Ekim ayları arasında beyaz çiçekleri olan otsu bir bitkidir. İdrar artırıcı, damarları daraltarak kanama dindirici ve kabız yapıcı etkisi bulunur.
* Danabağırtan:
Kışın yapraklarını dökmeyen, 50 santimetre boyunda, Mart-Eylül aylarında yeşilimsi beyaz çiçekler açan bir ottur. Bazı hayvan hastalıklarında, hayvanın derisi altına yerleştirilerek kullanılır.
* Darifülfül:
4-6 santimetre koni biçiminde, açık esmer renkli, yakıcı ve keskin lezzetli olan meyveleri taze veya kurutulmuş halde baharat veya ilaç olarak kullanılır.
* Deniz Kadayıfı:
Yosuna benzer bir bitkidir. Denizlerde yetişen bitki, Atlantik Okyanusu sahillerinde bulunur.
* Dövülmüş Avrat Otu :
Bahar aylarında yeşilimsi çiçekler açan, kırmızı meyvelere sahip bir bitkidir. Kök ve gövdesi taze olarak veya yıkanıp kurutulduktan sonra toz haline getirilerek kullanılır. Kurutulmuş bitki müshil, kusturucu ve idrar söktürücü olarak bilinir. Taze bitkinin kullanımı tehlikelidir.
* Dul Avrat Otu:
1 metre boyunda, yaz aylarında kırmızımsı çiçekler açan, büyük yapraklı bir bitkidir. Yapraklarından yapılan ilaçlar, romatizma ve nikris ağrılarını gidermede ve mide iltihaplarını iyileştirmede yardımcı olur.
* Ebu Cehil Karpuzu:
Bitki, kabakgillerdendir. Elma iriliğinde meyvesi bulunur. Zehirlidir ve 2 gramdan fazlası öldürebilir. Romatizma ağrılarını dindirir, kaşıntıları giderir.
* Eşek Hıyarı:
Haziran - Ağustos aylarında sarı renkli çiçekler açan, yol kenarlarında rastlanan bir bitkidir. Meyve ve köklerinden faydalanılır. Taze yapraklar basit yaralanmalarda kanamayı dindirir.
* Farekulağı:
Çuhaçiçeğigillerden, tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Güzel kokan çiçekli bitki, beyazımtırak erguvan rengindedir.
* Geyikdili:
20-30 santimetre boylarında, otsu bir bitkidir. Çiçeksizdir. Kökleriyle yapraklarının idrar söktürücü, hafif ishal giderici ve yara iyileştirici etkileri vardır.
* Güzelavrat Otu:
Patlıcangillerden, kireçli topraklarda yetişen bitki, 180 santimetre boyundadır ve birkaç sene yaşayabilir. Meyveleri yuvarlak ve siyahtır. İçeriğindeki atropin zehirlidir. Kalbi yavaşlatan, tansiyonu yükselten etkisi vardır.
* Havacıva Otu:
20-30 santimetre boyunda, Mayıs-Temmuz aylarında mavi çiçekler açan, kumlu topraklarda yetişen otsu bir bitkidir. Kökünde taşıdığı kırmızı boya maddesi, boyamada kullanılır.
* Hüsnü Yusuf:
60 santimetre boyunda kırmızı çiçekli bir bitkidir. Çiçekleri toplanıp kurutularak, kullanılacağı zaman suyla kaynatılarak içilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde hanımlar bu bitkiden hazırlanan merhemleri renk vermesi için ciltlerine, özellikle yüzlerinde kullanırdı.
* Kadın Tuzluğu:
2 metre boyunda, Mayıs-Haziran ayları arasında parlak sarı renkli, güzel kokulu çiçekler açan dikenli bir çalıdır. Kırmızı renkli meyveleri vardır. Olgun meyveleri ve kurutulmuş kökü kullanılır. Meyveler hoşaf ve reçel yapımında da tüketilir. Ateş düşürücü, arpacıklarda ise pansuman yapıcı olarak kullanılır.
* Kısa Mahmut:
10-50 santimetre boyunda, yaz aylarında türüne göre değişik renkli çiçekler açan bir bitkidir. Acı lezzetiyle mideyi uyararak, iştah açar.
* Köpek Dili:
20-90 santimetre uzunluğunda, ilkbahar sonunda kırmızı çiçekler açan bir ottur. Mikrop öldürücü özelliğiyle basit yaralar üzerine taze yapraklarıyla kompres yapılır.
* Kuzukulağı:
Haziran-Eylül aylarında küçük çiçekler açan, ortalama 50 santimetre yüksekliğinde bir bitkidir. Kurutulmuş kökleri ve yaprakları ilaç olarak, taze bitki ise salata malzemesi olarak tüketilir. Eski Mısır’dan beri yemek malzemesidir.
* Loğusa Otu:
Mayıs-Eylül aylarında, türüne göre değişik renkli çiçekler açan otsu bir bitkidir. Yaprakları genellikle kalp şeklindedir. Loğusa Otu’nun kurutulmuş kökleri toz haline getirildikten sonra, suda kaynatıp bal, pekmez veya şekerle tatlandırılarak ya da doğrudan bala konup macun haline getirilerek alınabilir.
* Oğulotu:
Haziran-Eylül aylarında çiçek açan, limon kokulu 60-70 santimetrelik otsu bir bitkidir. Çiçekleri beyaz veya sarımsıdır. Limona benzer kokusu ve lezzeti ile hazmı kolaylaştırıcıdır. Ayrıca uykusuzluk için yatmadan önce banyo suyuna 2 yemek kaşığı oğulotu yağı eklenerek yıkanmak faydalıdır.
* Öküzgözü :
Bileşikgillerden, çayır ve ormanlarda yetişen ve papatyayı andıran bir bitkidir.
* Pelesenk Odunu:
10-15 metre boyunda, oval yapraklı bir ağaçtır. Pelesenk odunu mobilyacılıkta oldukça değerlidir. Pelesenk reçinesi ağrı kesici ve ateş düşürücü etki gösterir.
* Peygamber Ağacı:
15 metreye kadar yükselebilen bu ağaçlar, mavi çiçeklidir. Terletici ve uyarıcı olması nedeniyle soğuk algınlığında kullanılır.
* Sarısabır:
Yaprakları dikenli bir ağaçtır. Kozmetik olarak da kullanılabilen Güneş yanığı ve egzamada iyileştirici etkisi bulunur.
* Sinirliot:
20-30 santimetre yüksekliğinde, sulak yerleri seven ve Mayıs-Ekim aylarında türüne göre değişik renkli çiçekler açan otsu bitkidir. Taze yaprakları kanamaları durdurmada kullanılır.
* Şeytanotu:
3 metreye kadar yükselebilen, büyük ve parçalı yapraklı, sarı çiçekleri olan otsu bir bitkidir. İran, Hindistan gibi ülkelerde baharat olarak bilinen bitki, iştah açıcı, hazmı kolaylaştırıcı ve sindirim sistemi gazlarını gidericidir.
* Tavşan Memesi:
Maki ormanlarında bulunan, kışın yapraklarını dökmeyen, 1 metre boyunda, nohut kadar kırmızı renkli meyveli ve çiçekler açan bir ağaççıktır. Acı lezzetiyle iştah açıcı, ayrıca idrar söktürücü ve ateş düşürücüdür.
* Unutmabeni Çiçeği:
Ballı baba familyasından, küçük yapraklı bir kır bitkisidir. Buna Aşkotu ve Güveyotu da denilir. İlkbaharda dallarının ucunda demetler halinde küçük pembe çiçekler açar. Dal uçları ve çiçek demetlerinin damıtılması ile elde edilen yağ, kozmetik sanayide yaygın olarak kullanılır. Çiçekleri ise sinirlilik hali, yarım baş ağrısı ve adet düzensizliklerinin tedavisinde yardımcıdır.
* Venüssaçı:
Rutubetli ve serin yerlerde, dere kenarlarında yetişen ve 20-40 santimetre yüksekliğinde otsu bir bitkidir. Öksürük kesici, balgam söktürücü ve göğsü yumuşatıcı özellikleri bulunur.
* Yahudi Otu:
30-50 santimetre boyunda, yaz sonunda sonbahar mevsimine uzanan altın sarısı renkli çiçekli papatya ailesine ait bir bitkidir. İdrar söktürücüdür.
* Yılan Yastığı:
Baharda kötü kokulu, çok açık yeşil çiçekler açan, gölgeli ve serin yerleri seven, sonbaharda mısır koçanı gibi turuncu-kırmızı meyveler veren bir bitkidir. Taze yaprak ve kökler sivilcelerdeki cerahati toplamak için ve basit yaralarda pansuman yapıcı olarak kullanılır. Taze bitkiyi yemek, bulantı, kusma, ishal ve kalpte ritm bozukluklarıyla ölüme yol açan zehirlenmelere neden olabilir.
* Yılancık:
15-80 santimetre boyunda, tüm yaprakları sık ve sert tüylü, koyu mor çiçekli bir bitkidir. Mikrop öldürücü etkisi nedeniyle yaralara sürülür. penis büyütücü sex shop geciktirici hepsi burda www.penisbuyutucu.com


Huzursuz bacak hamileleri tehdit ediyor

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı tarafından yapılan bir araştırmada, Türkiye’de tüm popülasyonlarda yüzde 3 oranında görülen huzursuz bacaklar sendromunun, hamilelerin yüzde 10’unu etkilediği ortaya çıktı.
KAYSERİ - Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aksu, genetik geçişli bir hastalık olan huzusuz bacaklar sendromunun anne adaylarında gebelik sonrasında da devam ettiğini ve demir eksikliği anemisine bağlı olarak da ortaya çıkabildiğini söyledi.

Üyesi bulundukları Avrupa Huzursuz Bacaklar Sendromu Çalışma Grubunun yaptığı bir araştırmada hastalığa neden olan en az 6 gen dokusu tespit edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Aksu, beyinde “A 11” denilen bir bölgenin lezyonunun ya da bozukluğunun hastalığa neden olabileceğinin belirlendiğini kaydetti.

Aksu, bu nedenle huzursuz bacaklar sendromunun santral sinir sisteminin bir hastalığı olarak nitelenebileceğini belirterek, Türkiye’de görülme oranın tüm popülasyonlarda yüzde 3 olduğunu anlattı.

Yaptıkları bir araştırmada gebelerin yüzde 10’unda bu hastalığa rastlandığını ifade eden Aksu, şu bilgileri verdi:
“Toplam 983 gebe ile yüz yüze görüşüldü ve muayeneleri yapıldı. Bunlardan 781’i gebeliği sırasında demir kullanıyor, ancak 192’si demir kullanmıyor. 880’in de huzursuz bacaklar sendromu yok, ama 103 tanesinde bu hastalık mevcut. Hastalığın görülme nedeni ise hamilelik sırasında santral sinir sisteminde meydana gelen birtakım değişiklikler. Biz burada demir eksikliğini düşünmüştük, ama gebelerde demir eksikliğinden bağımsız şekilde daha sık olarak görülüyor. Bu dönemde gebelere demir versek bile hastalık daha sık olarak ortaya çıkıyor.”

SENDROMUN GENETİKLE GEÇİŞ ORANI YÜZDE 50
Prof. Dr. Murat Aksu, gebelerin tedavisinde çok düşük dozda ilaçlar kullanıldığını bu nedenle hiçbir olumsuz etki görülmediğini anlattı.

İlaç tedavisinin yanında akşam saatlerinde yürüyüş yapılması, uyku hijyenine dikkat edilmesi gibi pratik önerilerde de bulunduklarını vurgulayan Aksu, şöyle devam etti:
“Bu sayede anne adaylarının gebeliklerini daha rahat biçimde geçirmelerini sağlıyoruz. Bunlardan bazılarında aslında çok önemli bir kısmında gebelik sonrasında da hastalık devam ediyor. Huzursuz bacaklar sendromu eğer demir eksikliği anemisine bağlıysa bunu düzelttiğimiz zaman tedavi kesin olarak gerçekleşiyor. Ancak genetik faktörlere bağlıysa, hastalığın kökünü yani gendeki değişikliği tedavi edemediğimiz için bu hastalar çok uzun süre belki hayat boyu ilaç kullanmak zorunda kalabilirler. Eğer ailedeki bireylerden birinde bu hastalık var ise yüzde 50’nin üzerinde bir olasılıkla ailenin diğer bireylerinde de bu hastalık görülür, ama 50 yaşından sonra görülür. Genetik olarak geçmiştir, hasta bunu ancak 50 yaşına geldiğinde fark eder.”
sex shop penis büyütücü geciktirici www.penisbuyutucu.com tarafindan duzenlendi


Uyku apnesi ömrü kısaltabiliyor

Uyku apnesinin, ömrü kısaltabileceği bildirildi. Sleep dergisinde yayımlanan 18 yıllık araştırma, uykuda nefesin kesilmesi olan uyku apnesinin kişinin ölüm riskini artırdığı yönünde daha önce yapılan küçük çaplı çalışmaları doğruladı.
WASHINGTON - Ulusal Uyku Bozuklukları Araştırma Merkezinin yöneticisi doktor Michael J. Twery, uyku apnesinin, “kişinin sağlığını zaman içinde kötüleştirdiğini” belirterek, uyku apnesi olan kişilerin, çok uzun zaman uykudan yoksun kaldıklarını, bunun gecelerce, haftalarca sürmesinin tehlikeli bir durum olduğunu kaydetti.

Twery, uyku apnesi olan kişilerin uykuda nefesleri kesildiğinde uyanmadıklarını, bu durumun, kişiyi derin uykudan hafif uykuya geçirdiğini, uyku düzeninin bozulduğunu ve bunun bir gecede yüzlerce kez olabileceğini ifade ederek, uykudaki düzenin hormonlar, metabolizma ve stresin kontrolüne yardımcı olduğuna dikkati çekti.

Wisconsin Üniversitesinin yaptığı araştırmada, uyku apnesinin, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, felç, şeker hastalığı ve gün içinde aşırı uykusuzlukla bağlantısı olduğuna işaret edildi.

Yaşları 30 ila 60 olan kadın ve erkeklerin katılımıyla yapılan araştırmada, uyku apnesi olmayan her bin kişinin bir yıl içindeki ölüm oranın 2.85, hafif veya orta şiddette uyku apnesi olan kişilerde bu oranın sırasıyla 5.54 ve 5.42 olduğu, şiddetli uyku apnesine sahip kişilerde ise 14.6’ya yükseldiği belirtildi.

Araştırmanın yazarı Terry Young, şiddetli uyku apnesi olan kişilerde kardiyovasküler rahatsızlıklarla bağlantılı ölüm oranının yüzde 42 olduğunu belirtirken, bunun uyku apnesi olmayan kişilerde yüzde 26 oranında görüldüğünü söyledi.

Sleep dergisinde yayımlanan, yine aynı konuyla ilgili olarak yapılan bir diğer araştırma da benzer bir sonucu ortaya koydu.

Avustralya’da Woolcock Tıbbi Araştırma Merkezinin yaşları 40 ila 65 olan 380 yetişkin üzerinde 14 yıl süreyle yaptığı araştırma, orta seviyede veya şiddetli uyku apnesine sahip katılımcıların yüzde 33’ünün öldüğünü, uyku apnesi olmayanlarda bu oranın 7.7’ye düştüğünü gösterdi.

Uyku apnesi olan kişilerde, uykuda üst solunum yolu daralıyor ya da belirli aralıklarla kapanıyor. Bu durum kişinin akciğerlerine havanın gitmesine engel oluyor. Bazı vakalarda, solunumun bir dakikaya kadar durabiliyor.
penis büyütücü penis büyütme www.penisbuyutucu.com  hazirlayan


Egzersiz yerine hap kullanin

ABD’de yağ yakan ve kas yapan iki hap üretildi. Spor dünyası, kas yapan hapların rekabeti baltalamasından korkuyor…
İSTANBUL - Tembellere gün doğdu. ABD’li bilimadamları hiç egzersiz yapmadan kas geliştirip yağ yakan iki ayrı ilaç üretti. Henüz test aşamasındaki haplar, kas erimesi ve diyabet gibi hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek. Ancak kanda tespit edilemeyen bu ilaçların Pekin 2008’e hazırlanan sporcuların eline geçmesinden endişe ediliyorHiç egzersiz yapmadan, yorulup terlemeden oturduğunuz yerde yağ yakıp kas geliştirmek mümkün olabilir.

ABD’de bilimadamları, egzersizin vücutta yarattığı olumlu etkileri taklit edebilen iki ilaç üretti.

Uzmanlar, denek olarak kullanılan en hareketsiz farelerin bile bu ilaçlar sayesinde 4 haftanın ardından yüzde 44 daha iyi fiziksel performans sergilediklerini fark etti. Sürekli egzersiz yaptırılan farelerde ise performans artışı yüzde 77’ye yükseliyordu.

Uzmanlar, “Aicar” ve “GW1516” adını verdikleri ilaçların vücuttaki kasları düzenleyen geni etkilediğini bu sayede vücudun hiç egzersiz yapmadan kaslanmasını ve yağ yakmasını sağladığını belirtiyor.
penis büyütücü penis büyütme hap www.penisbuyutucu.com hazirlayan




Son Yorumlar

  • None found

Yönetim


XML-Sitemap penis büyütücü penis büyütücüler penis büyütme